2 Haziran 2012

Kendimi Seviyorum!


Sizce bir günde zihnimizden kaç düşünce geçiyor?  Mesela bugün neler düşündüğünüzü aklınızdan geçirmeye çalışın.Çoğunu hatırlayamayacaksınız ve bir çoğununda farkında olmadınız ama bugün zihninizden yaklaşık 60.000 düşünce geçti.
Şu anda ‘bu kadar çok ne düşünmüş olabilirim’ diye düşünüyorsunuz. Ne düşündüğünüzü bilemem ama %60 ile %65 arasının olumsuz düşüncelerden oluştuğunu söyleyebilirim.
Pesimist biriyseniz bu oran %90’a varabiliyor. İntihar ise düşüncelerin %100 olumsuz olmasından kaynaklanıyor. Kişinin kendisini hayata bağlayan en ufak olumlu bir düşüncenin olmadığı geçici cinnet anında intihar gerçekleşiyor. Tuhaf olan, kişi birilerinin kendi ölümünden dolayı hissedeceği pişmanlık duygusunun kendisine vereceği birkaç saniyelik hazdan mutlu olmaya çalışıyor.
İntihar eden birinin mutlu olmaya çalışması tıpkı kendine saygısı olmayan birinin toplumda sayılan biri olmak istemesi, bedeninden nefret eden birinin çevresinden dış görünüşüyle ilgili iltifatlar beklemesi ya da ‘elimi attığım her şeyi berbat ediyorum’ kanısında olan birinin işinde yükselmeyi hedeflemesi gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan durumlardır.
Gerçekleşmesi mümkün olmayan durumlar diyorum çünkü inançlarımız olumsuzken düşüncelerimizin ve doğal olarak davranışlarımızın olumlu olma ihtimali söz konusu değildir.
Bugünkü düşüncelerimiz gelecekte yaşayacağımız olaylara zemin hazırlar, tıpkı bügün yaşadığımız şeylerin geçmişteki düşüncelerimizin eseri olduğu gibi.
Birbirine bağlı halkalar olarak düşünürsek;
İnançlarımız düşüncelerimizi oluşturur, düşüncelerimiz ise duygularımızı yaratır ve duygularımız davranışlarımızı belirler.Pozitif olayları kendimize çekmek istiyorsak once bizi engelleyen inançlarımızı değiştirmemiz gereklidir.
Peki bizi kısıtlayan inançlarımızı nasıl değiştirebiliriz? Çok basit. Sevgiyle… Ve sevginin en yoğun dile getirilişi olan iki kelimeyle; seni seviyorum !
Bu iki kelimeyi hep karşıdan bekledik. Hatta biz söylemedik ama hep bize söylensin istedik.


İşte değişime burada başlıyoruz...

Aynanın karşısına geçin ve yüksek sesle kendinizi sevdiğiniz söyleyin.
Delice mi geliyor?  Ya da söyleyemiyorsunuz, içinizdeki bir şey direnç mi gösteriyor?  Hepsi içinizdeki ‘yeterince iyi değilim’, ‘değerli değilim’ inançları. Bırakın siz kendinizi onayladıkça onlar aklınıza gelsin siz de ‘gitmenize izin veriyorum, ben kendimi seviyorum’ diyin ve o direnç gösteren inançların bilinçaltından silinmesini sağlayın.

Sahip olduğunuz her şeyi sevin. Tam anlamıyla kendinizi sevebilmek için ‘kusurlarınızı’ bile sevmelisiniz. Her insanın mükemmel yaratıldığını, ‘kusur’un ise bizim olumsuz düşüncelerimizin unsuru olduğunu düşünüyorum. Kendinizi olduğunuz gibi sevdiğinizde kusursuz olduğunuzu anlayacaksınız J
Şimdi yazımızın başlığının neden Kendimi Seviyorum olduğunu anlamışsınızdır. Hiç değilse farkında olmadan bugünkü 60.000 düşüncenize olumlu bir düşünce eklenmiş oldu ve aynı zamanda kendinizi sevme yolunda ilk adımı atmış oldunuz. J

Değişimi fark etmek istiyorsanız;
©       Her sabah uyandığıızda ‘harika bir uykuydu, teşekkür ederim’ deyin.

©       Sahip olduğunuz ve olacağınız her şeye teşekkür edin.

©       Sık sık kendinizi sevdiğinizi söyleyin.

©       Hayatınızın ne kadar güzel olduğunu söylemekten çekinmeyin.

©       Çevrenizdeki her şeyi sevin. Sevginin size katlanarak döndüğünü fark edin.

©       Kendinizle ilgili bir şeyi değiştirmek istiyorsanız sanki değişmiş gibi davranın ve teşekkür edin. Kilo vermek istiyorsanız ‘kilo veremiyorum’a odaklanmayın. İstediğiniz kiloya ulaştığını hayal edin ve gerçekleşmiş gibi davranın. Çünkü bilinçaltı doğruyu yanlışı ayırt etmeden söyleneni doğru kabul edecektir. Ayrıca hayal edilen düşüncelerin gerçekleşme oranı diğer düşüncelere göre çok daha yüksektir.

©       Yanlış olumlamalar kullanmayın! ‘Hasta değilim’ cümlesi olumla değildir. Bilinçaltı bu cümleden ‘değilim’ kelimesinin olumsuzluğunu alır ve farkında olmadan vücudunuzu hastalığa hazırlamış olursunuz. Bunun yerine ‘Gayet sağlıklıyım ve bunun için teşekkür ederim’ diyebilirsiniz.

©       En önemlisi sevin ve tüm kalbinizle isteyin! Evren sizi yanıtsız bırakmayacaktır.
Bu yazıyı yazma amacım %65’i olumsuz olan düşüncelerinizi basit olumlamalar ve inanç kalıplarıyla daha düşük seviyeye indirmek. Denemekten ne kaybedersiniz ki. Bu güne kadar olumsuz düşünüp, olumsuzlukları yeterince kendinize çektiniz bir de olumlu olmayı deneyin. Bir sure sonra olumlu düşünmek nefes almak kadar sıradan bir hale gelecektir. Uygulandığında yararlı olacağına eminim. Sevgiler…


20 Nisan 2012

İKSV 31. İstanbul Film Festivali

Festival bitti evet bu da gecikmeli bir post :)
Arkadaşlarla festival bitmeden film izleme şansını bulduk. Soluğu Taksimde alınca Atlas'a ve Terkos'a uğramadan olmaz. 
Film erken olunca sabah sabah daha dükkanlar tam açılmadan pasajdaydık ondan mı yoksa ben mi beğenemedim bilmiyorum ama pek bir şey yoktu. 


14 Nisan 2012

Doğum değil yaş günüm :)

İnsanın bir tane doğum günü olur; o da 'doğduğu gün'dür. Çünkü sadece bir kez doğarsın. Her yıl aynı gün kutladığın ise yaş günündür. Her yıl bir yaş daha alırsın. Sana neler getireceğini bilmediğin, güzelliklerle dolu bir yaş... 
İşte ben 17. yaşımı 7 Nisan'da aldım. Yeni yaşım şimdiden çok uğurlu geldi böyle devam edeceği kanısındayım :)

Geçen hafta bugün arkadaşlarımla Galatadan başlayıp ayaklarımız parçalanana kadar gezip, Beyazıtta son bulan minik bi gezintideydik Bi hayli eğlendiğim ve mutlu olduğum bi gündü. Onları çok seviyorum :)


Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum :)


Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar :)
Nasıl mutluyum nasıl huzurluyum anlatamam!
Son günlerde pozitif düşünce seviyemin %100'e ulaştığını hissediyorum :) 
Hani bugün İstanbul kapkara bulutlarla kaplıydı ya onlar bile pamuk şeker gibi geldiler bana.
Yağmur harikaydı, ıslanmak ruhların temizlenmesini sağladı.
Ve bereket bana mutluluk getirdi :)
Uzun zamandır hissetmediğim kadar mutluyum ve paylaşmak istedim.
Paylaştıkça çoğalsın diye...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...